• DOLAR
    5,4710
    % -0,15
  • EURO
    6,1684
    % -0,30
  • ALTIN
    211,1394
    % -0,12
  • BIST
    92.961,78
    % 0,27
SİYASETİN DAYANILMAZ ÇELİŞKİLERİ

SİYASETİN DAYANILMAZ ÇELİŞKİLERİ

SİYASETİN DAYANILMAZ ÇELİŞKİLERİ : Başlığa bakıp- benim siyaset kurumunu eleştireceğimi düşünürseniz yanılmış olursunuz.

Vesayetçilerin her fırsatta yaptığı iş- siyaset kurumunu yıpratmak- siyaset dışı güçlere alan açmaya ve onlara meşruiyet kazandırmaya çalışmaktır. Ben bu anlayışa ömür boyu karşı çıktım ve karşı çıkmaya devam edeceğim. Mahalleye gök taşı düşse- siyaseti suçlu ilan etmek- bireylerin yaptığı ve bazen kasıtlı yaptırılan işlerde dahi- hemen siyaset kurumunu suçlamak- iyi niyetle bağdaşır bir durum değildir.

Vesayetçilerin kumpasına gelmeden- iyi niyetli- yapıcı ve objektif bir şekilde siyasi sahnede faaliyet yapan dostlarımızı da uyarmamız gerekmektedir.

Milli kültürün- örfün törenin yozlaştığı bir ortamda- siyasi bir makamda olan dostlarımızın- dört dörtlük olduklarını iddia etmek- kamuoyunun zekâsına hakaret gibi algılanır- maalesef aksi tesir yapar. O zaman biz- olması gereken siyaset kurumunu değil- ama has bel kader o kurumu temsil noktasında bulunanların yaptığı yanlışları da söylemezsek- işte o zaman- o kurum- millet nezdinde ciddi şekilde yıpranmış- itibar kaybetmiş olur. Siyasi bireylerin yaptığı yanlışları- yapıcı bir üslupla- abartıya ve iftiraya sapmadan eleştirmek- milli- manevi bir görevimiz olsa gerektir. Siyasette üslup- hala ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Asıl meramımı anlatmadan sizinle bir fıkrayı paylaşmak istiyorum.

Çoğu kimse tarafından bilinen bu fıkra: Nakledilir ki- Edirne valisinin oğlu- eskilerin tabiriyle mahdumu-  o yörede yaygın olarak yaşamakta olan Romenlerden birinin güzel bir kızına gönlünü kaptırmış. Babası ne yaptıysa- gönül ferman dinlememiş. Çaresiz kalan vali- Osmanlı terbiyesiyle yetişmiş- yazı işleri müdürünü-  Romen vatandaşın evine dünürlüğe göndermiş. Müdür bey- aldığı terbiye gereği: Muhterem efendim- Allahın emriyle- peygamberimizin kavliyle-  Vali efendi hazretlerinin mahdumu- kerimenizin dest i izdivacına taliptir. Romen vatandaş- bu üslup karşısında- şaşırır kalır ve valinin adamını kaba ifadelerle evinden kovar. Vali bey- durumu öğrenince- son derece üzülür. Bir Romanın kızına dünürlük gönderdiğine mi yansın- üstelik birde kovulmasına mı yansın. Bu sıkıntıyı Çerçi başı haber almış. Vali beyi ziyarete gelmiş- “Ben bu meseleyi halledebilirim.” Demiş. Vali çaresiz onu- Çingene’nin evine dünürlüğe göndermiş. Çerci başı- adamın evinin önüne gelmiş: Ulan bilmem neyin çocuğu- şerefsiz oğlu şerefsiz- nerdesin lan çık dışarı? Adamcağız- büyük bir telaş ve korkuyla dışarı fırlamış. Ağam- buyurun. Ne emriniz vardı ağam. İçeri buyurun ağam. Ulan senin gibi şerefsizin evine girmem lan ben. Etmen eylemen ağam- ben size nettim?
Daha ne edeceksin lan. Ulan şerefsiz- vali senin sümüklü- pasaklı kızına dünürlük göndermiş- adamına hakaret edip kovmuşsun. Daha ne edecektin. Çingene Çerci başının eline ayağına kapanarak: Beyin etmeyim eylemeyin. Kız vali efendinin yoluna feda olsun. O zaman niye kovdun ya lan adamı?
Beyim bak. Sen ne tatlı ve anlaşılır şekilde konuşuyorsun. Ağzından bal kaymak akıyor. Ben o beyin ne dediğini anlayamadım. Galiba kötü bir şeyler söylüyor zannederek- kovdum. Der.
İsterseniz- hikâyeyi daha fazla uzatmayalım. Maksat anlaşıldığına göre- biz yine konumuza geçelim. Maalesef- siyasette hala entelektüel bir düzeye varamamışız. Bazı siyasi dostlara kaba saba konuşanlar daha çok ilgi görüyor. Dediğini yaptırıyor. Yaklaşık yirmi yıl kadar önceydi- önemli bir makama- argolu ve küfürlü konuşmalarıyla nam salmış biri atanmıştı. Onun atanmasına aracı olan vekil dostumdu. Bir gün denk getirip- “Başka günahın yoksa bile- o kişiyi o makama atattırman sana günah olarak- fazlasıyla yeter.” Demiştim.
O dostumda- bana hak vererek- “hocam söylediğin doğru. İnan haftalarca meclisten gitmedi. Milletin yanında- küfürlü ve argolu konuşmalarından utandığım için- başımdan gitsin diye tayınını mecburen yaptırdım.” Demişti. Bu gün biraz düzelme olsa bile- hala siyasilerimizin anladığı dil- tam istenen düzeye çıkmış değildir. Yine kaba saba ve tehditkâr konuşanlara kapılar açılıyor. Anlaşılan ben- o dostlarımdan randevu isterken- Edirne valisinin müdürü gibi konuşuyorum. Bir türlü maksadımı anlatamıyorum. Kaldı ki- benim onlara sunacağım öneriler- onları yoracak sıkıntıya sokacak türden de değildir. Daha ziyade kültür ağırlıklı- tarihe not düşecek türden önerilerdir.
Tehditler derken; “Seçimde bizim köyden sıfır çekersin. Mahalleye uğrayamazsın.” Türü- ifadeler- hala geçerliliğini koruyor. Dayanılmaz çelişki şurada: Ben- geçmişte partisine muhalif olduğum arkadaştan da birkaç defa randevu istemiştim. Ya hemen vermişti- ya da geri dönüp mazeretini bildirmişti. Acaba- “kaçanı kovalayalım- çantada keklik olanlarla zaman kaybetmeyelim” politikası mı uygulanmak isteniyor.

Şu unutulmamalıdır ki- en sadık seçmen dahi- bazen öz oğlu da olsa- kardeşi de olsa ders vermek ister. Yedi haziran- öyle bir ders dönemine denk gelmişti. Keklikleri kaçırmayalım. yin ne dediğini anlayamadım. Galiba kötü bir şeyler söylüyor zannederek- kovdum. Der. İsterseniz- hikâyeyi daha fazla uzatmayalım. Maksat anlaşıldığına göre- biz yine konumuza geçelim. Maalesef- siyasette hala entelektüel bir düzeye varamamışız. Bazı siyasi dostlara kaba saba konuşanlar daha çok ilgi görüyor. Dediğini yaptırıyor. Yaklaşık yirmi yıl kadar önceydi- önemli bir makama- argolu ve küfürlü konuşmalarıyla nam salmış biri atanmıştı. Onun atanmasına aracı olan vekil dostumdu. Bir gün denk getirip- “Başka günahın yoksa bile- o kişiyi o makama atattırman sana günah olarak- fazlasıyla yeter.” Demiştim. O dostumda- bana hak vererek- “hocam söylediğin doğru. İnan haftalarca meclisten gitmedi. Milletin yanında- küfürlü ve argolu konuşmalarından utandığım için- başımdan gitsin diye tayınını mecburen yaptırdım.” Demişti. Bu gün biraz düzelme olsa bile- hala siyasilerimizin anladığı dil- tam istenen düzeye çıkmış değildir. Yine kaba saba ve tehditkâr konuşanlara kapılar açılıyor. Anlaşılan ben- o dostlarımdan randevu isterken- Edirne valisinin müdürü gibi konuşuyorum. Bir türlü maksadımı anlatamıyorum. Kaldı ki- benim onlara sunacağım öneriler- onları yoracak sıkıntıya sokacak türden de değildir. Daha ziyade kültür ağırlıklı- tarihe not düşecek türden önerilerdir. Tehditler derken; “Seçimde bizim köyden sıfır çekersin. Mahalleye uğrayamazsın.” Türü- ifadeler- hala geçerliliğini koruyor.

Dayanılmaz çelişki şurada: Ben- geçmişte partisine muhalif olduğum arkadaştan da birkaç defa randevu istemiştim. Ya hemen vermişti- ya da geri dönüp mazeretini bildirmişti.
Acaba- “kaçanı kovalayalım- çantada keklik olanlarla zaman kaybetmeyelim” politikası mı uygulanmak isteniyor. Şu unutulmamalıdır ki- en sadık seçmen dahi- bazen öz oğlu da olsa- kardeşi de olsa ders vermek ister.

Yedi haziran- öyle bir ders dönemine denk gelmişti. Keklikleri kaçırmayalım.

Ordu haber

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır

Sponsorlu Bağlantılar
reklam